21 Şubat 2009 Cumartesi
Back To Basics
Sırf Japon dünyası da değil esasen, böyle hafif ergenlik/nostalji/lise 1 kıvamına dönme ihtiycı içindeyim. bol miktarda Cure ve Wong Kar Wai lazım bana. Bir de şey, geçen onu fark ettim, her türlü gay materyalimi özledim ben. Brokeback Mountain olsun, QAF olsun, Happy Together'lar, Eternal Summer'lar, Love of Siam'lar, hepsini tekrar izlemek istiyorum. Bu ne biçim hayat ya...
Neyse, şimdilik bir kaç fotoprafa bakıp eski günleri anmaya devam edeyim. Yazın çaresine bakarım artık...
P.S: An-an'ın son sayısında sanırım Hiroki yemek tarifi vermiş, yerim ^^ !
P.S2: Asyanın fashion sense'ine hastayım, Türkiye'de de sizdeki gibi bir fashion sense olması için yalvarıyorum. Acaba şu bir ay yaşama şansımı Taiwan'da falan mı değerlendirsem? Ülke tavsiyesi anyone? Japonya demeyiniz yalnız çünkü oraya gitme şansımı bu yaz kullanmak istiyorum. Göreceğiz...
P.S3: Galiba az önce Kore'nin Agyness'ini keşfettim, tek fark biraz erkek olması and that makes him already more interesting than Agyness!
4 Şubat 2009 Çarşamba
I'd Go Indie For You
29 Ocak 2009 Perşembe
Etnik Mutfak
Neyse, yorucu birkaç günden sonra kendime nostalji adı altında işkence yapmaya devam ediyorum. O akşam N. ile mükemmel ortamımızı kısa süreliğine de olsa yarattığımız dakikalarda yaptığımız sohbet sonrası kendime aşırı miktarda abuk 90'lar şarkıları enjekte etmeye karar verdim. Sonuç ne karar veremiyorum.
Soldier's Girl'ü bir kez daha patlatıp etkisine girdikten sonra hayatla ilgili kararlarıma bir yenisini ekledim, mümkün mertebede Lee Pace'in karnında yaşayacağım. Rica etsem "kadın kıyafetleri" de giyebilir belki (tırnak içinde yazdım çünkü kıyafet gibi bir kavramın erkek/kadın diye ayrılmasını abuk buluyorum esasen) ? Aman giymese de olur esasen, karnında yaşamak yeter işte...
Filmden adam gibi bahsetmek isterdim esasen ama kafamda bir şey toparlayamıyorum şu anda. İsteyen izlesin, beğenmeyen de bok yesin efenim.
Bir de son olarak kızsal davranışlar beni deli ediyor cidden. Bir de erkek muamelesi görmek. Abuuuuuuuuuuuuuk (PK knows what I mean), pfff~~
18 Ocak 2009 Pazar
My Mistake
Bu arada filmi izledikten sonra hatırladım, Calpernia ile önceden tanışmıştım ben, Youtube'da transseksüeller ile ilgili yanlış fikirleri yıktığı dönemde kendisine pek bir bayılmıştım.
Filmden, Calpernia'dan, olan bitenden ve tabii ki Lee Pace'ciğimin mükemmelliğinden sonra bahsedeceğim sanırım. Önce Sayın Ç. ve N.'nin filmi izlemesini istiyorum.
Unutmadan Possession adlı filmde kendisinin yanına Sarah Michelle Gellar gerzeğini koyan casting şahsını da öldürmek istiyorum. Hollywood yutmamalı bu adamı...
Son bir şey, ah sayın k.d. lang, varlığınız klişe olmasına rağmen sesiniz muhteşem ve şu esnada Consequences of Falling (filmi izledikten sonra dinlemeniz tavsiye edilir) adlı şarkınızla kendimi öldürmekten garip bir zevk alıyorum~~
13 Ocak 2009 Salı
Cutie Pie

Son olarak ise kendisine brownie fabrikasını alıyorum çünkü kendisi aşağıdaki lafları edebilmiş bir bireydir. (Evet doğru tahmin A'lar Lee Pace...)
Q: I have friends who say that if a straight man convincingly makes out with another man on screen, then he must at least be bisexual. I say it’s the same as a gay man convincingly making out with a woman. It’s called acting.
A: It has to be honest though. If it’s not honest, it’s not really worth it. It’s not going to be compelling, you know what I mean?
Q: Um...
A: It’s real. I mean me and Troy would act up when we were hanging around the trailers and stuff, and we’d play Playstation, but when we got on the set, we did take that seriously. Because it was real, it was like a real love affair that they had and it was passionate
Sözlerimi Lee Pace çok büyük desteklemekteyim seni diyerek ve bir kez daha ruhumun sapkın yanlarına olan güvenimi yerine getirmiş olmasından dolyı büyük şükran duyduğumu belirterek bitirmek isterim. Pushing Daisies başlasa da izlesem ^^
P.S: Imdb'nin nedense hep Amerikan çıkan üyelerine bayılıyorum doğrusu. Anında thread açılmış adam hakkında "Gay or straight?" diye. Ne fark ediyorsa...
Xena vs Hercules
PJ'in bana eşlik ettiği şu günlerde kafayı yememek için kendimi oldukça zor tutmaktayım. Sanırım her türlü yoğunluğa rağmen etrafımdakilerin hayatında bir şey dönüyor olması, benimse kendimi hep ortada, organizatör şahıs olarak bulmam komik. Hoş kendi hayatımda bir şeyler döndüğünde bilinçaltımın verdiği tepki de şahane oluyormuş, cumartesi sabahı onu fark ettim. Bilinçliyken kötü hissetmediğim hatta kötü hissetmeyi saçma bulduğum bir şey uyumamla nasıl vicdan azabına dönüşüyorsa artık...
Neyse, cuma kendimi şımartacağım, izlemek istediğim bir sürü de film var, belki, vaktim olursa, en azından bir tanesine?...
Ben şimdilik Gossip Girl indireyim evet...
9 Ocak 2009 Cuma
XOXO işte tam olarak budur



