the cure etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
the cure etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2009 Salı

What's the Difference Between Peanut Butter & Jam ?

Eğer izledilerse bir cümlelik bir şey N. ve Ç.'ye; Oha, Ted biziz, fark ettiniz değil mi?...
Ah bir de esprinin punchline'ını Barney'nin dudaklarını okuyamayanlar, HIMYM izlemeyenler ya da sadece sorunun cevabını merak edenler için aşağı yazacağım minimal harfler ile.


Bunun dışında;
Bat For Lashes*
My Brightest Diamond*
Antony & The Johnsons*
Jens Lekman*
Patrick Wolf*
Andrew Bird
The Dears*
CocoRosie
The Cure*
Ladytron
PJ Harvey*
Beirut*
Rufus Wainwright*
Turnede olup İstanbul'a gelip gelmeyecekleri belli olmayan isimler. Yalvarırım bu yaz hepsi ya da en azından yıldız koyduklarım gelsin. Oldukça boş ve programlara açık bir yazım var, kullanmalıyım kendisini (3 konserden sonra ağlayarak evimin ya da N. ve Ç.'nin evinin rahatlığına koşarım diye düşünüyor olabilirim ancak NEİN! Para mara dinlemem, hepsine giderim, ağlayarak da olsa giderim, evet...).
Bu arada yıldızlı isimlerin dördünü daha önceden izlemiş olmam başkalarına garip gelebilir ancak bu konserlerde yanımda olanlara gelmez sanırım.
-Bir de listede yok ama She Wants Revenge gelsin-
Things might be going well, and I'm not *that* depressed. We'll see what happens, neee? (oh ne kadar multilingue bir insanım, mon dieu mon dieu (şaka bir yana bu 5. dil oldu...) )

Bu yazımı eski bir şarkıyı söyleyerek kapatıyorum; Diiig meee nooow, fuuuuck meee lateeeer and sing it to the tune of faggot, faggot, faggot!

As for the punchline (i warn you, this one is dirty...);

You can't peanut butter your dick up someone's ass

21 Şubat 2009 Cumartesi

Back To Basics

İlk olarak; Matsumoto'mu özledim be ben! Az önce şöyle bir google'ladım kendisini, canım benim hala aynı etkileyici ve tipsiz havaya sahip. Ben Japon dünyasından uzaklaştığımdan beri o da pek bir şeyle uğraşmamış sanırım ama. Her neyse, google'ın konu Japon dünyası olduğunda nasıl bir bataklık olabileceğini unutmuşum sanırım: "Hah MatsuJun'u mu arıyordun? Bak sana hatırlatalım biz de ayrıca Oguri, Hiroki, Nino, Toma, Hiro, Uchi hepsinden var, hadi tıkla tıkla!" . Tıklamıyorum işte adi google! Öte yandan şu gay Thai blog'unu karşıma çıkardığın için teşekkürler, ayrı konu. Neyse, kendimi ilk kurtulduğum anda Japon bataklıklarında boğmak istiyorum, böyle kafam şişip tamamen boşalana kadar. Bu ne ya, a girl/boy needs her/his occasional moe! Bu hayat böyle geçmez, zaten şimdi düşündükçe aklıma herkes geliyor, iyice özlüyorum, bir Juri, bir Mika olsa fena mı olurdu ne yani.
Sırf Japon dünyası da değil esasen, böyle hafif ergenlik/nostalji/lise 1 kıvamına dönme ihtiycı içindeyim. bol miktarda Cure ve Wong Kar Wai lazım bana. Bir de şey, geçen onu fark ettim, her türlü gay materyalimi özledim ben. Brokeback Mountain olsun, QAF olsun, Happy Together'lar, Eternal Summer'lar, Love of Siam'lar, hepsini tekrar izlemek istiyorum. Bu ne biçim hayat ya...
Neyse, şimdilik bir kaç fotoprafa bakıp eski günleri anmaya devam edeyim. Yazın çaresine bakarım artık...
P.S: An-an'ın son sayısında sanırım Hiroki yemek tarifi vermiş, yerim ^^ !
P.S2: Asyanın fashion sense'ine hastayım, Türkiye'de de sizdeki gibi bir fashion sense olması için yalvarıyorum. Acaba şu bir ay yaşama şansımı Taiwan'da falan mı değerlendirsem? Ülke tavsiyesi anyone? Japonya demeyiniz yalnız çünkü oraya gitme şansımı bu yaz kullanmak istiyorum. Göreceğiz...
P.S3: Galiba az önce Kore'nin Agyness'ini keşfettim, tek fark biraz erkek olması and that makes him already more interesting than Agyness!

28 Haziran 2008 Cumartesi

Mix Tape...öö ya da CD

Az önce daha doğrusu bu yazıyı yazmaya karar verdiğim zamanın az öncesinde rastladığım bir dizide kız oğlana bir adet mix tape ya da başlıktaki gibi daha doğrusu mix cd veriyordu. Çok çok nostaljik bir durum benim için sanırım...
Eskiden gerek uğraşıp radyodan kaydettiğim (küçükken Shakira'nın Ojos Asi miydi neydi, osu için saatlerce radyo başında durmuştum mesela) gerekse sahip olduğum çeşitli albümlerden çekip çıkarttığım parçalarla kendi mix tape'lerimi hazırlamıştım kaç bin kez.. Ah bu arada İ.'nin bir kaseti de bizde kalmıştı şimdi hatırlıyorum, pardon İ. ...
Her neyse, dizinin aksine ya da mix tape meselesinin geçtiği bir sürü dizi/film/gerçek hayat/vs.'nin aksine ben mix tape'lerimi hoşlandığım kişilere ya da birlikte olduğum kişiye vermek için değil hep kendimi eğlendirmek için yapmıştım. Hmm zaten genelde mix tape geyiğine orta okul ya da lisede girilir değil mi? Ben ilkokulda uğraşıyordum bu mesele ile, ondan sonra da bitti zaten...
Ama dizide bu durumu görünce dediğim gibi çok nostaljik oldu sanırım benim için ve birilerine mix tape ya da dediğim gibi gelişen teknoloji doğrultusunda mix cd yapasım geldi. Hayır bir kez daha hoşlandığım kişiye değil çünkü öyle biri yok, birlikte olunan kişi konusunda ise; klişe çift moduna sokan kaçınılmaz adımlardan nefret ettiğimi düşünürsek özellikle o kişiye yapmam sanırım ama yakınımdaki bir kişiye işte. Takdir edeceğine inandığım birine...
Hmm içine The Cure, Jens Lekman, Antony & The Johnsons, Björk, Depeche Mode vb. şeyler koyardım sanırım öte yandan mix cd'yi hazırlayacağım kişiye göre de değişir herhalde...
Aklıma geldi, ben hiç mix cd falan da almadım kimseden, Ç. vaktiyle bir grubun çeşitli parçalarını doldurmuştu benim için cd'ye ancak sanırım o sayılmaz, başka grup/sanatçıların da olması gerek sanırım cd'de?..
Ahah, Marshall (How I Met Your Mother) tadında böyle Good Feeling'li falan "romantik" bir şeyler hazırlayasım geldi, hormon coşması mı yaşıyorum nedir : P ....