Tamam, bunu cidden anlatmam lazım. Galiba obzervasyon + özetleme yeteneğim babamdan geçmiş. Nedenini ise hemen söyleyeyim, az önce kendisi Japon pornosu kavramını olabilecek en mükemmel şekilde analiz edip maddeler halinde özetledi. Hem de seslendirme eşliğinde ("Ay hele o kızlar zannedersin dayak yiyorlar 'Iğğğhhhh aaaaaayyyhhhh, ühüüüüühhhh')... Babamla baba-kız kavramının bokunu çıkarmıştık da sanırım kendisi de inkar edemeyecek bu ikimiz için de yeni bir nokta oldu; porno muhabbeti yapmak Xd ... Ayh.. babama gülüyorum hala; "O aletlerle yarım saat bzzzt bzzzt, öff yani!". Kendisine katıldığımı belirttim, hafif bir "Japonya'da Seks" başlıklı seminer verdim kendisine falan. Çocukların babalarının (anne demeyeceğim ben siz isterseniz deyin) porno izlediği bilgisini görmezden gelmeleri gerekir, aynı şekilde babaların ve annelerin de çocuklarının porno izlediğini. Muhabbetin garip yönü oydu zaten "Ööö yani sen izliyorsun?" gibi bir bokluk olması gerekirken "Şimdi ikimiz de biliyoruz zaten..." tadında gelişti olay. Ahahha....
Neyse efenim, salı akşamı Ç.2nin de içime bir kurt düşürmesi ile dayanamayıp tecavüze uğraşmışçasına çizik Charon CD'mi müzik setine yerleştirdim. Özlemişim ya. Belli dozda goth juice lazım arada evet evet. Salı akşamı demişken, uzun zamandır geçirdiğim en güzel saatlerdi herhalde, gerek La Belle Personne'u izlerken gerek Ç. ile sinema öncesi ve sonrası muhabbetlerimizde. Film de, filmden sonraki "serseri" modumuz da pek bir içimdeki ergeni kamçıladı ki kendisi uzun zamandır zincirlerle kitli. Herhalde sinemadan çıktıktan sonra dream evime gidip oturabilmemiz, filmi konuşurken sabahlamamız falan için ruhumu satabilirdim. ama o rüyayı gerçekleştirmek için şimdi kalkıp çalışmam lazım. O yüzden bu noktada durup test çözeceğim. Fak...
la belle personne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
la belle personne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Nisan 2009 Perşembe
13 Mart 2009 Cuma
Nero Nutrient vs. Valerian Root
Bünyesi iyice abuklamış olan ben başlıkta görülen iki arkadaşın yardımına başvurdum. Valerian ile daha tanışamadık, sadece bir merhaba o kadar, Nero ise fena değil gibi, daha yakıcı bir etkisini göremedik ama hadi bakalım, en azından uyanmamı sağlıyor. Bu arada açıklayayım bilmeyenler için, Nero yoğun çalışan öğrenciler için, Valerian ise uyutmak için, exact opposites yani. Bünyemi patlatmak istiyorum evet. Öte yandan bitkisel naneler, en fazla beni yeşil yaparlar, bir bok da olmaz..


Neyse, bu seneki İstanbul Film Festivali'nde tıpkı tahmin ettiğim gibi Milk ve Mammoth var, bir de hiç tahmin etmediğim -çünkü TV için hazırlanmış bir yapımdı esasen- La Belle Personne var. Sırf bunlar da değil tabii, V for Vendetta mı istersin, Sebastiane mi istersin yine bir sürü şey var işte. Öte yandan bu bahsettiğim adlar dışında bu sene çok da ağzımın suyunu akıtmadı sanırım? Bilmem pek detaylı bakmadım her şeye ama genelde şöyle bir göz gezdirdiğimde kafayı yerim her sene. Ki ilginç bir şekilde "hayatımın filmleri" de hep İstanbul Film Festivali'nde gittiğim ya da kaçırdığım arkdaşlar olmuştur. Bu sene o potansiyele sahip bir şeyler yok gibi.
Tabii bu benim filmlere gidemeyeceğim için küfür etmemi engellemiyor. S. yeni başlayan Gael aşkı doğrultusunda sıraya girip Mammoth için bilet alabileceğimizi düşünüyor. Sıraya girebilirsin, bilet de alabilirsin ama sonunda okunuzun ölüm kısmına yaklaştığı gerçeği de var. Ki ben Mammoth'tan çok La Belle Personne ve Milk'i görmek istiyorum, Milk'in vizyona gireceği gerçeğini hesaba katarsak, bana La Belle Personne yeter şimdilik. Louis'nin filmde öğretmen olduğunu biliyorsunuz değil mi? Hahah, evet, ergenlik hayallerinizi besleyecek bir materyal daha, seviyoruz.
Bu arada, söz Milk'e gelmişken, Gus Van Sant'ın -ki nefret ederim kendisinden- kadrosunu oldukça eğlenceli buldum. Emile Hirsch, Diego Luna (Ç. ile yaptığımız sohbet doğrultusunda bir kez daha: Herifin adı ne kadar güzeeeeeeeeeeel!!! Benim de adım Diego Luna olsun yani, o kadar şahane. Ama adım Diego Luna olsa Meksika dolaylarında erkek fahişe olarak çalışırdım, living up to his name felsefesi doğrultusunda dünya da benden bunu beklerdi zaten.) falan. James Franco konusunda ise söyleyecek çok fazla şeyim var sanırım ama şimdilik whatever. Kendisi hakkında filmi izledikten sonra detaylı bir şey yazabilirim...
Birisi hakkında direkt etkisi altında kalınca daha doğru şeyler yazıyorum sanırım. Doğru derken, benim için doğru.
Neyse, yarın gidip festival kitapçığı alacağım, bir de kendimi eğlendirmek için birkaç şey alabilirim diye düşünüyorum. Ona göre festivl konusunda ne yapacağıma karar veririm. Rexx'te oynar mı ki La Belle Personne?...
P.S: Avatar bitti ulan!
Unutmadan, your daily dose of gayness! Hazır bahisleri geçmişken buradaki isimlerin, bir hatırlatmanın zararı olmaz;



18 Eylül 2008 Perşembe
Louis Garrel + Cristophe Honoré = Yummy!
Madame de la Fayette'in La Princesse des Cleves'inin (yanılmıyorsam tabii) modernize edilmiş versiyonu olan La Belle Personne geçtiğimiz hafta bir Fransız kanalında gösterilmiş. Filmin sinemaya düşeceğini zannetmem ancak ele geçirir geçirmez izleyeceğimi söyleyebilirim zira Honoré'nin Les Chansons d'Amour'unu izlediyseniz kendisinin elindeki malzemeyi ( = Louis Garrel) full kapasitede kullandığını görmüşsünüzdür. Filmde Louis Garrel dışında yine Les Chansons d'Amour'daki breton asıllı çocuğumuz (kalın kaş, über gay, ve evet filmde başka oğlan yoktu zaten Louis'ciğim dışında) da bulunmaktadır -ki bence pek iyi değil ama ne yapalım- . En kısa zamanda filmin gelmesini diler ve izledikten sonra görüşlerimi -eğer ki filmden etkilenirsem- belirteceğimi bildirmek isterim. Son olarak filmi bilemeyeceğim ama Louis Garrel'ciğimin filmdeki halinden şimdiden etkilendim, öeah...
P.S: Fransızca'da sevdiğim geyiklerden bir tanesi de beau-belle durumu. Türkçe'deki yakışıklı - güzel aksine aynı kavramın yani güzel olma durumunun erkekler için beau kızlar için belle olarak ifade edilmesine saygım büyük. "Eh onlar da ayırıyorlar bak" demeyiniz çünkü Fransızca'da ne yazık ki her bok feminin masculin diye ayrılıyor. Siz de öğrenirken "Ya bunun başına ben la mı le mü koyacağım ne yapacağım" diye deliriyorsunuz. Ama olsun, "beau - belle", süper evet süper..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
