heath ledger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
heath ledger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2008 Pazartesi

The Imaginarium of Doctor Parnassus

Okula dönmeden önce uzun zaman boyunca göndereceğim tek yazı olduğuna inandığım bu yazıyı da gönderip sezonu öyle kapamak istiyorum. O yüzden there we go;
Çoğu kişi hala Heath Ledger'ın Joker'inin etkisinde olsa ve o etkide kalmak istese de Heath Ledger'ın ölümünden çnce bir yapımda daha yer aldığını ve film tamamlanamadan öldüğünü öğrenen ben şimdi *o* filmden bahsedeceğim.
Filmin adı The Imaginarium of Doctor Parnassus. Yönetmen ise Fear and Loathing in Las Vegas ve 12 Monkeys gibi filmlerden tanıdığımız Terry Gilliam. Verdiğim örneklerin adları her ne kadar büyük olsa da bu sefer Terry Gilliam hepsini aşacak gibi görünüyor. Özellikle görsel açıdan filmin sahip olduğu hava şahane. Bütün film karnaval posterlerinden çizimlerin stiline sahip bir dünya gibi. Konu ise gezgin bir tiyatro kumpanyası ve bu tiyatro kumpanyasının başındaki kişi Tony ile ilgili.
Bir ilginçlik ise şu; Tony yani Heath Ledger'ın oynadığı karakter aktörün ölümü ile "boşta" kalmıştı. İşte o boşluğun doldurulması için 3 kişi geldi. Tony karakterinin 4 farklı kişi tarafından canlandırılması da her farklı dünyada farklı bir bedene sahip olması ile açıklanıyor. Ah o diğer 3 kişi mi kim? Açıklıyorum; Johnny Depp, Jude Law ve de Colin Farrell... Ya da başka bir deyişle genç kızların hasta olduğu kim varsa. Johnny Depp'e karşı duyduğum hormonlu sevgi dışında diğer iki kişiye de çeşitli nedenlerle sempatim var o yüzden kadro beni çok sevindirdi. Bunun dışında bu üçlünün filmden kazandıkları parayı Heath Ledger'ın değiştirme fırsatı bulamadığı vasiyeti yüzünden kendisine hiç para kalmamış kızı Matilda'ya verecek olmaları da feci tatlı bir davranış, dolayısıyla alkışlıyorum.
Film 2009'da vizyona girecek büyük ihtimalle. Heyecanla beklemekte ve aşağıdaki trailer'ı fırsat buldukça izlemekteyim;

1 Ekim 2008 Çarşamba

10 Things I Hate About You ;_;

Kafamı tam mangadan kaldırıp geometriye daldırmışken 10 Things I Hate About You'yu (the best romantic teen comedy evah! ) veren Cine 5'e küfür mü edilir yoksa "Ay canııım ;_____;" diye boynuna mı atlanır karar veremedim...
Ay dublaj da tam kıvamında, ancak bu kadar dandik olurdu. Hele Joseph Gordon Levitt, Heath Ledger ve Julia Stiles'ın babasının sesi ;_;
Cidden, Heath Ledger ölmedi değil mi?...

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Gitmesem?

Neden her konser ya da aktivite öncesi aynı moda giriyorum ki ben? Yine gitmek istemiyorum işte, evimde oturmak, başladığım kitapları bitirmek, bütün günü balkonda geçirmek ve fazla çay tüketiminden dolayı kalbimde çarpıntı başlasın istiyorum öte yandan hayııır, Yunanistan'a gidip dünyayı kurtarmam lazım, peh...
İki gündür balkonlarında oturan insanları görüp kendimi iğrenç hissediyorum, kendime faydam yokken dünyayı kurtarma adımları absürd tabii ama bir boka bulaştım, sonunu da getirmem gerek.
Halbuki diyorum, ben evde oturup film izlemek, How I Met Your Mother ile boğulmak, manga okuya okuya gözlerimi biraz daha bozmak bir de annemin daha bugün aldığı pek sevgili Ahmad Tea içerek yaptığım iş her neyse 15 dk'da bir bırakıp tuvalete koşmak istiyordum.


Böööh...

Bunun dışında;

- V for Vendetta'yı izlerken ağlamaya başlayan bir ben varımdır herhalde. Ve göz yaşarması falan değil, böyle hüngür hüngür, üstelik 5. izleyişim mi neydi...


- Çok rica etmekteyim, biraz zaman bulun bana da depresyonuma gireyim rahat rahat, sonra dershane başlayacak ben öleceğim bir yandan ama en kötü ihtimalle ilk 600'e girmem gerek ya o zaman hiç giremeyeceğim falan. Ühü...


- Heath Ledger'a bir kez daha taptım, adamın kariyeri Brokeback öncesi ve sonrası olmaz üzere ikiye ayrılabilir. Joker rolüne bu kadar uymak bir kenara kendisi Joker'i gözümde "Best Villain Ever" kategorisine sokmuştur. Bu kadar mı manyak, bu kadar mı muhteşem, bu kadar mı psikopat olunur. Filmi izlerken öldüğünü unuttum, niye öldü ki zaten...


- Gitmek istemediğimden bahsetmiş miydim?


- Absolut'un gökkuşağı renkli şişesi vardı bir tane ben de dalga geçiyordum sürekli "Eheh, LGBTT votkası" diye... meğer gerçekten öyleymiş ^^; Üzerinde yazıyor böyle işte Absolut farklılıkları destekler, "proud" insanların içeceği olmakla övünür lay lay lom... Tabii adamların gay bar'lardan ne kadar kazandıkları göz önünde bulundurulursa desteklemeleri akıllıca bir hamle ama yine de sevindim.. Annemin "Bu ne... Absolut Colours.. hmm neyse" diye şişeye yaklaşımı da şahaneydi...


- Death Note'un live action filmlerinin içine sıçayım, yapımcıların hapis cezası almasını rica ederim...


- Böyle muhteşem ergen gay/lezbiyen aşkı filmi bilen var mıdır? Hangi ülkeye ait olduğu fark etmez, sadece My Summer of Love falan tadında böyle çok ergen olmasın. Başka bir deyişle Eşcinsel Sinema 101'i uzak tutunuz s'il vous plait...


27 Ocak 2008 Pazar

Itchy & Scratchy

Az önce yazdığım her şey silindi... sikeyim...

Özetle;

Heath Ledger'ın ölümü iğrenç bir durum, hele bu kadar gençken...kesinlikle hayır. Kendisinin anısına bir Brokeback Mountain günü düzenlenecektir... Ayrıca saçma olduğu su götürmese de ölümünü duyunca aklıma gelen tonlarca şeyin arasında Jake Gyllenhaal'un ne yapacağı da vardı... Kendisinin yerinde olsam parçalanmıştım...

Thailand Mutfağı = şahane! Biraz "alevli"ydi, orası kabul ama şahane olduğu gerçeğini engellemiyor. Hele o çay, bir kez daha kendimi çayla boğmak istedim...

Bu arada herkes aşık modunda. Ben bile "sevgi dolu" olabilirim (-abilirim dedim, öyleyim demedim). O gün telefonda N.'nin sesini duyunca bir an her şey stop etti. Beynim dahil. Dahası bunu demişken, geçen perşembe herhalde hayatımın en atraksiyonlu günlerinden biriydi. Doğal olarak en de yorucu. Bazılarını sevdim bazılarını öldürmek istedim. Yeşil içecek arkadaş ise günün en desteklediğim şeyi oldu. Öyle ki sanırım bir an B. ve B.'nin (aman tanrım adları bile uyumlu...) ilişkisinden bile daha çok destekledim... Kendilerine haberdar olmadıkları bu mekandan mutluluklar dilerim yeri gelmişken.

Onun dışında, film izleme moduma geri dönmüş olduğum için mutlu bir insanım. Bugün üç film devirdim, kendimle gurur duyuyorum! Tek problemim hazırlıktaki gibi alerjisi azan ellerim. Yarın doktor kendileri için ne diyecek acaba?...

Ara not: İ. hemen dibimize taşındı, mutluyum! Diğer ara notlar ise; üniversiteye başladığımda akordeon çalmaya başlayabileceğim ve ikinci dönem eskrim eğer o olmazsa kickbox'a başlayacağım yönünde. Bir şekilde stres atmalıydım, bu spor arkadaşlar şahane oldu...

Budur yani, az önce yazdıklarım silinmeseydi daha iyi olacaktı sanki ama neyse...



R.I.P (1979 ~ 2008 )