"I once gave a girl a bloody fake ear in a Tiffany jewlery box with a letter that said, "will you Gogh to prom with me" yeah, I guess I'm a romantic."
Matthew is probably the coolest, the most adorable human being on earth... Now I feel kinda guilty for looking at Joseph Gordon Levitt all the time while watching 500 Hundred Days of Summer..
matthew gray gubler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
matthew gray gubler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ekim 2009 Perşembe
9 Kasım 2008 Pazar
Totally Tubular
Geçen yazıda bahsedince kendisinin varlığını bir kez daha hatırlamış oldum üstelik komik olan bir hafta önce Criminal Minds izleyip varlığının suratıma çarpmaması da dna'in sitesine girince hatırlamam, halbuki oradaki fotoğrafı da kafa çevirttirecek nitelikte değil. Tercüme etmek gerekir ise;
Senelerden 2006, seri katiller konusunda muhteşem bir zaafı/merakı/obsesyonu/adı artık her neysesi olan bendeniz dizimax'te başlayan Criminal Minds dizisi ile pek mutlu olmuştum. Zira ilk sezon gerçekten kalitelidir, aynı konularda merakı olanlara izlenmesi tavsiye edilir vs öte yandan önce gidiniz Dexter izleyiniz neyse, konu bu değil. Diziyle birlikte gözümden kaçması mümkün olmayan birini de fark etmiş bulundum = Dizinin nerd, psikiyatri mezunu genç analisti Dr. Reid a.k.a Matthew Gray Gubler. Tamam çok androjen, tamam fizik olarak çok düzgün hatta just the way we like it ancak ve ancak gözlerimin ekrana daha bir dikkatle bakmasını sağlayan en başta kendisinin de bir seri katil havası taşıması + ezik nerd şahsiyet olması + hastalıklı görüntüsü idi androjenliğinden falan önce. Eh tabii bütün bu durumlar ilk bölümden ilginizi çekiyorsa ekran başına yapışır vaziyete geliyorsunuz. Hatta B.'nin buralarda olduğu ve arada bende kaldığı yaz ilk sezonun yanılmıyorsam 17. bölümünü çığlık çığlığa izlediğimizi de hatırlamaktayım.
Öte yandan böyle "Ya canııım ne kadar nerd ne kadar garip varlık böyle!" denilen tipler genelde "Hahah! Gerçek hayatta böyle miyim sanıyorsunuz, oh gelin size groupie'lerimi ve groupie olmak isteyenler kuyruğunu göstereyim hahahahah!" çıktığından dayanamadım ve "Acaba karakter olarak nasıl biridir?.." diyere yine aynı sene araştırmaya girmiştim. İşte bu sayede de http://www.matthewgraygubler.com/ 'u bulmuş oldum. Eğer siteye girip görürseniz anlarsınız ancak özetlemek gerekirse kendisi dünyanın en muhteşem insanlarından biri. NYU'nun Yönetmenlik Bölümü'nden mezun olması, Cadılar Bayramı Takıntısı, Lisanlı bir sihirbz olması muhteşem illüstrasyonlar yapması, garip takıntıları ile kendisine tapmaktan başka çareniz kalmıyor ki siteyi açar açmaz dizayn sizi vuracaktır eminim. Sırf konuşma dili bile kendisine karşı "Canıııııım!" diye bağırarak koşma isteği uyandırıyor.
Sitesindekiler dışında kendisinin oldukça komik ve eğlenceli kısa filmleri olduğunu, The Life Aquatic with Steve Zissou (by Wes Anderson)'da kıvırcık saçlar ile Intern #1 olarak gezindiğini dahası yakın zamanda Pornstar ve 500 Days of Summer adlı iki filmi ile kendisini bol bol görebileceğimizi (ikinci filmde Joseph Gordon-Levitt varmış bu arada yehuuu! Beğenenler için Zoey Deschanel de var ama kendisi not my cup of tea...) bir de son olaak Alvin and the Chipmunks'ta Simon'ı yani mavili ve de gözlüklü sincap Simon'ı seslendirdiğini belirtmek isterim. Üstelik kendisi o kadar heyecanlanmış, o kadar sevinmiş ki bu rol için. Canııııııım!
Öhöm, özetle, bir sitesine girin bakının, kendisine karşı hislere sahip olmayacak olsanız da en azından o muhteşem illüstrasyonların bir görülmesi gerektiğine inanıyorum. Son olarak bir bilgi, The Killers dinlemem ancak dinleyenleriniz varsa ilk albümdeki Mr. Brightside'da hani "Now she's touching his chest", Somebody Told Me'de ise "You have a boyfriend who looks like a girlfriend" gibi cümleler geçer ya, işte o chest Matthew'un, girlfriend'e benzeyen de ta kendisi çünkü Brandon Bey'in sevgilisini kapmış olan kişi o. Hoş sonrasında Don't Shoot Me Santa'nın klibini de o çekti, ben de anlamadım ama her neyse~~
P.S: Nedense Ellen Page ile Matthew Gray Gubler birlikte mükemmel çifti oluşturabilir gibi geliyor. Hmm belki ikisine de ayrı ayrı bayıldığımdandır?...
P.S2: Yazıyla alakasız olarak, Porselen'e kocaman teşekkür ve öpücük çünkü kendisi bir parça selülozdan harikalar yaratabiliyor~~
P.S3: Zamanım olsa da Tell Me You Love Me izlesem yaa, izleyen var mı?
P.S4: Chuck giderek daha mı şahane oluyor yoksa bende ciddi bir manyaklık mı var?...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)