Franz Kafka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Franz Kafka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2008 Pazar

Absürd Diyaloglar No Kaç Bilmiyorum

Ç. keşke bunu duymak için yanımda olsaydı ancak kendisiyle ayrıldıktan 5 dk. sonra gerçekleşti bu. Kahramanlar: Ben (referred to as B.) ve de Taksici Amca (a.k.a TA).
Bendeniz taksiye binerim, kucağımda bir adet minik poşet ile. Olaylar gelişir;
TA: Ooo bakıyorum hediyenizi almışsınız!
B: Ahah yok sabah kendime kitap almıştım da, onun poşeti...
-Biraz sessizlik-
TA: Ayşe Kulin?
B: Yok hayır, Kafka - Dönüşüm...
TA: Hııı...

Kafka duysa ağlardı herhalde. Ayşe Kulin ne be? Ki bunu kitaplarından nefret ettiğim için söylemiyorum sadece, kendisi de dünyanın farkında olmayan ignorant bir bitch'tir...

~~~~~~~
Ç.'ye bir sürü not: Parmak şıklatma, Rocko, "Oscar Wilde ile Aşık Olmak", turşu burun!, Brent, türevleri ve Japon arkadaşları ah bir de All the Things She Said XD
Bugünü unutmamak lazım değil mi bayan?...

3 Eylül 2008 Çarşamba

Yanık Sarayların Primadonnası

Ya da başka bir deyişle Sevim Burak... Yakınları ilk kitabının ve davranışlarının şerefine böyle seslenirlermiş kendisine.
Bu bilgiyi bugün okuduğum bir yazıdan edindim ki kendisiyle ilgili edindiğim bir sürü bilgiden sadece biri bu. Öte yandan Sevim Burak yazısının sahibi olan kişimiz "O Türk Edebiyatı'nda hala eşi benzeri görülmemiş bir şey yaptı!" tandanslı cümleleri kullanmış bol bol ki bu noktada bir itirazım var.
Öncelikle Sevim Burak'ın hayatımdaki yerine değinmeyi uygun görüyorum. Kendisiyle lise 1'in sonunda, okul sonrası babamla buluştuğum bir günde babamın önerisi sayesinde tanışmıştım. Okuyanların bildiği üzere bu şahane hanımefendi sayfayı incik cincik doldurmaz, hatta bazen sayfada sadece birkaç harf ya da birkaç cümle olur. Dolayısıyla onun da benim de ilk kitabım olan Yanık Saraylar'ı birkaç saate bitirmiştim ve kendisine olan hayranlığım da tüm gücüyle o birkaç saatte oluştu. Nedendir bilmem ama belli bir yaşa gelmiş egzantrik bayanlara garip bir sempatim vardır ve Sevim Burak bu sevdiğim kadın modelinin en önemli temsilcisidir diyebilirim. Edebi yönüne gelirsek itirazım da bu noktada başlar. Sevim Burak Türk Edebiyatı'yla sınırlanmamalı bence. Onun yaptığını sırf Türkiye'de değil herhangi bir yerde aşabilmenin gerçekten zor olduğuna inanıyorum. Kurduğu cümleler, altında yatan anlamlar, karakterlerinin yapısı ve kaderi, hepsi o kadar kendine has ki! Çalışma yöntemi bile tamamiyle ayrı bir öyküye konu olabilir. Ki işin güzel tarafı da başkalarının "Bakın ne kadar marjinalim" demek adına kullanacağı bir yöntemi kendisine en doğal gelen yöntem olarak geliştirmiş ve marjinal bir yanını görmemiş olması. Beyin fırtınası hatta fırtına sonrası savrulmuş kelimelerden oluşturduğu öyküleri, delilik-dahilik arası kelimeleri ile Sevim Burak'ın kendisi bir karakter gibi bence ki yaşadığı hayat da bu dediklerimi destekler nitelikte.
Kısacası edebiyatı bölümlere ayırmak her ne kadar iş kolaylaştırıcı bir durum olsa da Sevim Burak gibi bir kadın için bölümler, uluslar, türler, her şeyler yıkılmalı. Yıkılması reddedilse bile zaten o çoktan yıktı, o da ayrı bir konu...

"SİZ, Baron Bahar, Hayatın dehşetini hiç düşünmüyorsunuz:
HER ŞEYİNİZ VAR
OTOMOBİLİNİZ
YATINIZ
7 CÜCELİ EVİNİZ
BONOLARINIZ
ÇOCUKLARINIZ
BENSE, ÖLÜMDEN KORKMAYACAK KADAR
YALNIZIM."
Yanık Saraylar -Yanık Saraylar sy. 25 Yapı Kredi Yayınları 2. Baskı


P.S: Hanımefendi'den bu kadar bahsettikten sonra biraz da o'nun tanrısı Kafka'ya ve umutsuz aşığı Peyami Safa'ya kendimi adamayı çok isterim. Öte yandan heba edilecek bir senem ve çözülecek sorularım var...